En Büyük 100B Siteden Kaçı WordPress Kullanıyor?

213İnfografiği görüntülemek için tıklayınız.

Açık kaynak kodlu içerik yönetim sistemi pazarında üç büyükler olarak ifade edebileceğimiz oyuncular WordPress, Joomla ve Drupal.

Üç yazılımın da pek çok farklı sitelerde uygulamasının yapıldığını görebiliyoruz. Peki ilk 100.000 sitede durum nedir diye düşünen güvenlik uzmanları araştırma yapmışlar ve şu sonuçlara ulaşmışlar:

CMS’lerin Savaşı

Piyasanın üç önemli içerik yönetim sistemi WordPress, Joomla ve Drupal’i karşılaştırdığımızda, ilk 100B* sitenin %11.2’sinin WordPress’i tercih ettiğini görüyoruz. Joomla %2.6 ile ikinci, Drupal ise %1.9 ile üçüncü sırada yer alıyor.

WordPress kullanıcı bakımından oldukça büyük bir fark atmış durumda.

WordPress Kullanıcıları Hangi Sunucu Ortamını Kullanıyor?

WordPress, PHP ve MySQL ile hazırlamış bir sistem olunca, haliyle de bu ikilinin en iyi çalıştığı Linux ortamında tercih ediliyor. WordPress kurulumlarının %98‘e yakın** bir oranı gibi büyük bir oranı Linux ortamında barındırılıyor.

En çok kullanılan sunucu ise %74.6 ile Apache. Yani WordPress sitelerinin 4/3’ü LAMP platformunu kullanıyor. Apache’yi ise 16.6% ile nginx takip ediyor.

Hangi Hosting Firması?

Yine ilk 100B site içindeki 11,000 WordPress’in 2,000 civarı Softlayer’da barındırılıyor. Softlayer’ı 500 site ile Mediatemple, 400 site ile GoDaddy ve 250 site ile Rackspace takip ediyorlar.

WordPress Kullanan ilk 20 Site Kimler?

Araştırmayı yapanlar ilk 100B siteyi incelerken ilk 20 WordPress sitesinin de listesini çıkarmışlar:

  1. WordPress.com – Ücretsiz WordPress Blogları Açılabilen Site
  2. clicksor.com – Online Reklam Ağı
  3. mashable.com – Sosyal Medya Haberleri
  4. techcrunch.com – Teknoloji Magazin
  5. tribalfusion.com – Online Reklam Ağı
  6. matomymedia.com – Online Reklam Ağı
  7. informer.com  – Bilgisayar Yazılımları Hakkında Rehber
  8. glispa.com – Reklam Ajansı
  9. smashingmagazine.com – Web Geliştirme Magazin
  10. tutsplus.com – Web Geliştirme Magazin
  11. wired.com – Teknoloji Magazin
  12. xda-developers.com – Mobil Uygulamalar Üzerine Magazin
  13. dyn.com – Dinamik DNS Servisi
  14. zendesk.com – Müşteri Hizmetleri Yazılımı (Tanıtım Sitesi)
  15. seriesyonkis.com – TV Dizileri Üzerine Site
  16. webhostingtalk.com – Hosting Hizmetleriyle ilgili Site
  17. perezhilton.com – Ünlülerle ilgili Dedikoduları Yayınlayan Bir  Magazin (Bizim televole, uçankuş türü bir site)
  18. newyork.cbslocal.com – CBS Kanalı New York Portalı
  19. searchengineland.com – Arama Motoru Optimizasyonu ile İlgili
  20. sitepoint.com – Web Geliştirme Magazin

Bana kalırsa listede sitenin trafiğinin WordPress kaynaklı olmadığı siteler bulunmakta. İlk göze çarpanlar online reklam ajansları ki, bunların kurumsal siteleri WordPress olmasına karşın, trafiklerinin meydana gelmesini sağlayan unsurlar aynı alan adı altından çalıştırdıkları reklam sunucuları.

WordPress Güvenli mi?

Araştırmayı yapan firma güvenlik odaklı bir firma olmasından dolayı, dikkat çektikleri bir diğer nokta ise WordPress kurulumlarının güvenliği oldu.

2004’ten beri yapılan incelemelere göre ilk üç yıllık periyod içinde WordPress çekirdeğine en çok güvenlik yamasının 2004-2007 arası yapıldığını görmekteyiz. 2007’den itibaren ise önemli bir azalma olduğunu görebiliyoruz.

Hiç bir yazılımın hele tüm kodları meydanda olan bir yazılımın güvenlik tehlikesinin yüksek olması beklense de son birkaç yıldır WordPress’in çok az miktarda güvenlik yamasına maruz kaldığı görülüyor.

Ancak eklentiler için aynı durum sözkonusu değil. Pekçok hazır WordPress eklentisi popüler olduklarında yoğun bir saldırıya maruz kalıyorlar.

Bu yüzden özellikle ücretsiz eklentiler tercih edilirken eklentilerin güvenli olduğuna emin olunmalı ve mümkün olduğunca az eklenti kullanılmalı.

Sonuç Olarak?

Netice itibariyle WordPress’in genel olarak büyük fark attığını görebiliyoruz. Ancak bu sayının ne kadarının WordPress’i CMS olarak kullandığı konusunda net bir sonuç ortada yok.

CMS için hangisi sorusunun cevabı en azından bu infografikte saklı değil ancak, en yaygın tema, eklenti ve bununla beraber iş olanağının da WordPress’te saklı olduğunu görmek için mümkün.

* 100B, 100.000 sayısının kısaltması olarak kullanılmıştır.
** Apache, Windows platformunda da çalıştığı için Linux ve Windows sunucu üzerindeki WordPress kurulumu sayısına dair net bir bilgi bulunmamaktadır. 

Türkiye LinkedIN’e Alışıyor

LinkedIN profesyonel iş dünyasının en çok kullandığı sosyal ağ. Dünya üzerinde 200 ülkeden 135 milyondan fazla üyesi olan LinkedIN, aylık 300 milyon ziyaretçi tarafından ziyaret ediliyor ve aylık 2.3 milyar sayfa gösterimine sahip.

Üyelerinin %51’i erkek olan sitenin en yoğun yaş grubu %23 ile 35-44 arası üyeler. Bu yaş aralığını %21 ile 25-34 ve 45-54 yaş grubu üyeler oluşturuyor. Toplam üyelerin %64’ü 25-54 yaş arasındaki aktif iş gücünden geliyor.

İlginç bir şekilde üyelerin %9’u 18 yaş altında. Ancak dün Etohum 2012 zirvesinde Burak Büyükdemir’in verdiği girişimcilik yaşnın 13’e kadar indiği bir dünyada bu oran çok da tuhaf olmamalı.

Üyelerin sadece %42’si hem çocuk hem de kariyer yapmayı tercih etmiş. Hane gelirlerine bakarsak en büyük kesim %42 ile 0-50000$ arası geliri olan kesim. Üyelerin %31’i ise 50-100 bin dolar arası gelir sahip. Bu rakamlara göre üyelerin % 73’ünün yıllık geliri 100 bin dolar altında.  %73’lük kesimin daha yüksek ücretli işlere ulaşmak için LinkedIn’i kullandığından bahsedebiliriz.

Üyelerin eğitim durumuna bakınca %49 gibi büyük bir kısmın lise dengi okullardan, %28’nin ise ilk ve orta öğretim okullardan mezun olduğunu görüyoruz. Sanılanın aksine üniversite mezunu üye sayısı oldukça düşük.

LinkedIN’nin Gelişimi

Buraya kadar üyelerin gelişimini inceledik, biraz da sitenin tarafından bakalım. LinkedIN 2011 Ocak istatistiklerine göre son bir yılda toplamda %45 büyüdü. Bu dönemde en çok büyüyen üç ülke şu şekilde oldu:

  1. Endonezya (+%111)
  2. Türkiye (+%97.3)
  3. Brezilya (+%91.6)

Üç ülkenin de ortak noktası, en hızlı büyüyen ekonomiler içinde olmaları. Endonezya %6.5, Türkiye ise %8.3 ile büyümüştü.

En çok ilginin olduğu sektörler ise şunlar: Bilişim, Finans, Sanayi, Medikal, Eğitim, Tüketici Elektroniği, İnşaat, Kamu Hizmetleri

Önplana çıkan iş tanımları ise Girişimcilik, satış, mühendislik, Bilişim Teknolojileri, Eğitim, yönetim, destek, danışmanlık ve finans.

Görüldüğü üzere girişimcilik ve bilişim en çok rağbet gören alanlar. Dünkü etohum zirvesinin neden bu kadar kalabalık olduğunun şifresi burada gizli.

Not: LinkedIN hakkında o kadar yazıp da kendi profil sayfama link vermemek olmazdı.

Eclipse Yavaş Açılıyor

Eclipse’i bilenler iyi bilir, yazılım dünyası için en önemli IDE’lerden biridir.

C olsun, PHP olsun, JAVA olsun proje üzerinde hele ekip halinde çalışıyorsanız çok da kullanışlıdır. Bu özelliklerinin de katkısıyla Google’ın da gayriresmi IDE’si olmuş, Android uygulamaları da Eclipse üzerinde geliştirilmektedir.

Eclipse’in JAVA tabanlı olması hem Windows hem Linux hem de MacOS ortamında çalışması için olanak sağlıyor olmasına karşın JAVA’ya has bazı sorunları da beraberinde getirebiliyor.

Bunlardan biri de bellek problemi. Aynı anda iki adet JAVA uygulaması çalışırsa bellek yetmediğinde disk kullanılmaya başlıyor ve uygulamalar müthiş biçimde yavaşlıyor.

Örneğin Android uygulaması yazarken simülatör çalıştırıldığında veya Eclipse ile birlikte Open Office gibi JAVA tabanlı bir başka uygulama çalıştığında durum yaşanabiliyor. Bu tip bir durumla karşılaşırsanız ilk aklınıza gelecek müdahele eclipse.ini dosyasındaki launcher.xxmaxpermsize değerini bilgisayarınızdaki bellek miktarını gözeterek arttırmak olmalı.

Google Analytics’e Ciddi Rakip: Yandex Metrica

Rus Arama Motoru Devi Yandex, bir süre önce Türkiye ofisi açarak gündeme gelmiş ve Google’ın caddeleri dolaşabilmenize olanak sağlayan Street View servislerinin benzerini Türkiye’ye getirerek önemli bir hamle gerçekleştirmişti.

Yandex, Google’ın rakipsiz olduğu alanlarda alternatif hizmetler sunmaya devam ediyor. Yeni açılan Metrica servisi de Google’ın web sitelerinin performanslarını ölçen Google Analytics servisine rakip olmaya hazırlanıyor.

http://metrica.yandex.com.tr/ adresinden ulaşılabilen servis Türkiye’ye de açıldı ancak şu an için İngilizce yayın yapıyor.

Servis Google Analytics’ten farklı olarak sitenize counter butonu eklemenize de olanak sağlıyor. Yine kod oluşturma ekranında verilen opsiyona göre kodu eklediğiniz tüm sayfalar otomatik olarak indeksleniyor. Bu son örnek Yandex’te indekslenmek isteyen siteler için cezbedici önemli bir özellik olarak görünüyor.

Metrica’yı merak ediyorsanız; http://metrica.yandex.com/stat/?counter_id=5265289 adresinden help.yandex.com ‘un trafiklerini inceleyebilir ve Metrica ile tanışabilirsiniz.

Posted in Web

İşletim Sistemi Savaşlarına Hazır Olun

Bilişimin küresel aktörleri tarayıcı savaşları ve akıllı telefon savaşlarından sonra yeni bir cephede daha karşı karşıya gelmek üzereler: İşletim sistemi savaşları.

Bu sefer hedefte ücretsiz bir tarayıcı ya da akıllı telefon gibi toplam telefon pazarının bir kısmını kapsayan bir saha değil tüm bilgisayarlar sözkonusu.

Aslında bu savaş yeni de değil ama şartlar değişmek üzere. İşin başlangıcı daha Windows’un olmadığı zamanlara kadar uzanıyor. Microsoft’un, MS-DOS ortamında olduğu buna karşın Macintosh’un grafik arayüz kullandığı yıllar. Microsoft, Macintosh gibi grafik arayüzlü işletim sistemi için patent hakkı sahibi olan Apple ile anlaşıyor ve Windows’un doğuşu için son engel de ortadan kalkıyor.

Geride kalan yıllarda Macintosh sadece kendi markası altında ürettirdiği Apple Bilgisayar’larda Macintosh’u çalıştırma imkanı verirken, Microsoft tüm PC pazarını ezici bir şekilde ele geçirme fırsatı buldu. Microsoft, uzunca bir süre monopol piyasası şartlarında çok da başarılı olmayan ürünler yer edindi.

Microsoft ve Apple’a ilk Rakip : Ubuntu

Ubuntu, elini çabuk tutup netbook piyasasına giriyordu ki Microsoft hızlı bir tepki vererek XP’yi Netbook’lar için yaşatma kararı aldı.

Microsoft ve Apple’ın kendilerini kollayıcı bu davranışları “Bilişim Dünyası”nı fazlasıyla rahatsız etti ve 1993’te başlayan Linux işletim sistemi üzerine inşa edilmiş ilk ciddi rakip Ubuntu, 20 Ekim 2004’te piyasaya sürüldü.

Ubuntu ve diğer linux türevleri Microsoft gibi devasa pazarlama bütçelerine sahip olmadıkları için büyük bir kullanım oranına ulaşamamış olabilirler. Ama bu başarısızlık olarak algılanacak bir durum değil. Korsan müzik paylaşım platformu Napster’ı hatırlayalım. Napster müzik endüstrisi tarafından açılan davaları kaybetmiş olabilir ama müzik sektörünün ekonomik olarak eski cazibesini kaybettiğini unutmayalım.

Ubuntu ya da diğerleri milyonlar tarafından kullanılmadı belki ama teknik anlamda Linux’un da ciddi bir rakip olabileceğini ispatladı. Peki Linux dünyasının beceremediği pazarlamayı kim becerebilirdi? Tabii ki Google.

Mozilla’nın Firefox’la 5-6 yılda yapamadığını 2-3 yılda Chrome ile başaran Google, akıllı telefonda yaptığı gibi hem Microsoft’u hem de Apple’ı alt etmeye hazırlanıyor.

Microsoft’un Yenilgisi: Akıllı Telefonlar
İlk akıllı telefona imza atan Microsoft, iOS ile büyük bir darbe yemişti. Ancak Apple aynı işletim sisteminde olduğu gibi iOS’u sadece kendi cihazında sınırlı tuttu. Microsoft’un yaptığı akıllı telefonlar ise zaten saçbaş yoldururken Google Android’i çıkardı ve kısa süre içinde Microsoft’un yenilgiyi kabul edip, tüm akıllı telefon stratejisini gözden geçirmesine sebep oldu. Hatta akıllı telefon satışlarına baktığımızda Google’ın Android’i Apple’ı geride bıraktı.

Google, yakın bir zaman önce Chromebook’u tanıttı. Chromebook’lar Apple’ın stratejisinin Linux’a uyarlanmış halinden başka birşey değil aslında. Google görünüşe göre Chrome OS’u aynı Apple’ın MacOS’u gibi sınırlı cihazda çalışabilir tutacak. Donanım olarak da Android projesinde çalıştığı Samsung ve Acer gibi firmaları tercih etmiş durumda.

Aslında oyunun parametreleri Google için yabancı değil. Microsoft ve Apple ile daha önce iki kez çarpıştı ve ne şekilde tepki verebileceklerini çok iyi biliyor. Üstüne üstlük Apple’ın ve Linux’un eksik kalan yanlarını çok iyi tamamlayabilecek durumda. Kaldı ki bu da Google’a tanıdık bir durum.

Chromebook’un lansmanı da Android’in lansmanındaki stratejilere parallel olduğunu görüyoruz.

Windows Kullanıcıları Windows’u Bırakır mı?
Linux’u baz alırsak cevap “hayır” gibi gözükebilir, ama Netscape’i ortadan silerek tüm İnternet tarayıcı pazarını elinde bulunduran İnternet Explorer’ın bu kadar geriye düşebileceğini hayal edebiliyor muyduk?

Öte yandan Microsoft’tan hoşnut olmayan belli bir müşteri profili de mevcut. Bu kitle alternatifi MacOS olduğu için genellikle de fiyat politikasından ötürü Windows kullanıyorlar. Ancak Chrome ve Android’deki kullanıcı tepkilerini gözlemlersek bu kullanıcıların Chrome OS’a geçmeleri çok da uzak bir olasılık değil. Hele ki Chrome OS’un Android’le entegre çalışacağını düşünürsek.

Tüm bu kriterleri göz önüne alırsak önümüzdeki birkaç yıl içinde Chrome OS’lu Chromebook’ların yeni trend olacağını ve Mac OS’un %5’lik kullanım oranını rahatlıkla geçebileceğini söyleyebiliriz.

Windows’un alamet-i farikası başlat nam-ı diğer “start” menüsü Windows 8’de oldukça değişiyor

Ancak Microsoft çok hata yapan ama hatalarından dersler de çıkaran bir firma olduğunu gözden kaçırmayalım. Onlar da hem akıllı telefon, hem de işletim sistemindeki pazarlarının kaybetmemek adına yenilik peşindeler. Hatta yeni Windows’ta meşhur Başlat menüsünün kalkması bile sözkonusu.

Sonuç
2012-2014 arası işletim sistemleri açısından oldukça hareketli ve belki de dengelerin değiştiği dönem olacak. Apple,  oyun dışı gibi görünüyor olabilir, ama Steve Jobs sonrası şirket politikalarında sapma yaşanması da olası.

Esas rekabet ise Microsoft-Google arasında olacak gibi duruyor. Microsoft tarayıcıdaki kalesini kaptırdı, ancak şah-mat olmamak için işletim sistemini korumaya hazırlanıyor. Google ise aklına koyduğunu mutlaka gerçekleştiren bir firma.

Offline ile online dünyanın hakimlerinin kıran kırana bir düellosunu izleyeceğiz. Ancak bu ikilinin mücadelesi Apple’a da yarayabilir. Bekleyip göreceğiz.