Google Maps ve Yönlendirmeleri

01.08.2011 tarihli Sabah gazetesinde Google Haritalarının yol tarifi fonksiyonu ile ilgili ilginç bir haber çıktı:

Google Maps, ismiyle verilen hizmet kapsamında Tayvan-Çin arası yol tarifi istendiğinde Büyük Okyanus’un 165 kilometrelik bölümünün yüzerek geçilmesi isteniyor. Çin-Amerika arası yol tarifi istendiğindeGoogle Maps 6 bin 243 kilometrelik mesafeyi kullanıcılarına kano ile geçmelerini önerirken, 782 kilometrelik Çin-Japonya arasının Jet Ski ile geçilmesini istiyor.

Google’nin ticari olmayan kullanım için ücretsiz olarak sağlanan bir haritalama uygulama hizmeti olan Google Maps’ın dünyanın her yerinden kullanıcısı bulunuyor. Özellikle ilk defa bir şehre veya ülkeye gidecek olanların gerçek zamanlı uydu görüntüleriyle hizmet vermesi nedeniyle ilk tercihleri arasında yer alıyor. Google’nin Google Ride Finder, Google Transit d’hil olmak üzere pek çok harita tabanlıhizmetlerinde Google Maps APl’sı kullanılıyor. Dünyada birçok ülke içinde yürüyerek, araba ya da toplu taşıma ve seyahat için sokak harita, rota planlayıcısı sunuyor. Ancak ülkeler arası vermiş olduğu ilginç tarifler kullanıcıları şaşırtıyor.

Teknoloji Uzmanı HT Bilişim Eğitim Danışmanlık Yetkilisi Hakan Topuzoğlu, iş seyahati için Google Maps’ten yardım almaya çalıştığını ancak gördüğü manzaranın kendisini çok şaşırttığını söyledi.
Tayvan ile Çin arası mesafeyi Büyük Okyanus’u yüzerek geçin şeklindeki yol tarifini görünce kendisinin şaka sitesine yönlendirildiğini zannettiğini belirten Topuzoğlu, sayfayı yenileyip işlemleri tekrar yapınca gerçekten böyle bir yol tarifi verildiğini anladığını söyledi.

Google haritalarının bir özelliği de navigasyon özelliği. Varış ve kalkış noktalarını verdiğinizde elindeki bilgiler ışığında size en uygun yolu tarif edebiliyor.

Haberde verdiği üzere özellikle deniz aşırı hatlarda hele feribot gibi bilgiler girilmediyse ilginç sonuçlar alınabiliyor. Çin ve Tayvan arasındaki yol tarifi birkaç hafta önce internette dolaşmaya başlamıştı. Bu tariften birkaç hafta önce de benim başıma benzer bir durum geldi.

Edirne Merkez’den, yine Edirne’nin Yunanistan sınırında Ege’ye kıyısı olan Enez’e gitmek için yola koyulduk. Keşan’a kadar bildiğimiz yoldan geldik fakat bu noktada yaklaşık 10 km daha kısa bir yol gideceğimizi söyleyen Google’a uyarak Keşan içinden değil, İpsala yolu üzerinden gösterdiği güzergahtan gittik.

İpsala’ya gelmeden hemen önce yine devlet yolu olarak gösterilen bir yola giriş yaptık. Başta yol fena değildi ancak bir köy çıkışında yönlediğimiz yolun stabilize bir yol olduğunu öğrenmek durumunda kaldık.

Meğer haritada ve tabelada devlet yolu olarak gözüken yolun yaklaşık 20 km’lik bir bölümü stabilize yol şeklindeymiş. Enez’e 10 km kalana kadar bu yoldan geldik ve sonrasında gayet güzel, yeni dökülmüş bir asfalta çıkarak Enez’e giriş yaptık.  Netice olarak haritaya işlevini yerine getirdi ancak aradaki stabilize yolu hesaba katmadığından, Google Maps’teki hesap çarşıya uymadı.

Yine kör topal da olsa Google maps bize yardımcı oldu.

Birkaç hafta önce İstanbul içinde güzergah testleri yaparken, Kadıköy-Büyükada’ya nasıl bir rota vereceğini denedim.

Sonuç haberdekinden bile trajikomikti. Kadıköy’den Edirne’ye doğru gitmemiz, sonra Bulgaristan’a geçmemiz, Varna limanından feribotla Ukrayna’nın Odessa limanına, oradan da Kocaeli-Derince limanına gitmemiz gerektiği söyleniyordu. Üstelik Google bizi Kocaeli-Derince limanında yarı yolda bırakıyordu…

Olayı biraz irdelersek, Google Maps’te İstanbul şehir içi taşıma güzergahlarına ait veriler olmadığından Google bir yol tarifi çıkaramıyor ve bulabildiği en yakın çıkışı – tank bize çıkışı göster misali – bulmaya çalışıyordu.

Benzer bir yolculuk önerme sistemi de İETT‘nin “Nasıl giderim?” uygulamasında gözler önüne çıkıyor. Bu uygulama Google kadar absürd sonuçlar vermese de bazen anlamsız sonuçları bize önerebiliyor.

Netice olarak bu tip teknolojileri kullanmamız için bir sorun olmadığını ama verdiği önermelere körü körüne inanmamız, o bilgiyi bir de kendi süzgeçlerimizden geçirdikten sonra kullanmamız gerektiğini çıkarabiliriz.

İlginç Google+ Profilleri

Mark Zuckerberg'in Profili

Larry Page

Sergey Brin

Google hesaplarının otomatik olarak Google+ hesabına çevrilmesinden sonra ilginç bir durum gerçekleşmiş. Mark Zuckerberg’in profil fotoğrafındaki ifadesi oldukça ilginç. Google+’ı gördükten sonraki yüz ifadesiymiş gibi duruyor.

Google’ın sahiplerinde de ilginç bir durum var. Larry Page, Google+’ın başarısını gördükten sonra havalara uçmuş.

Sergey de “haklısın Larry” diyor ve +1 diyerek Larry’e destek veriyor…

Google’daki Değişim Dalgaları

Google+

Önceki günkü yazımda belirttiğim gibi Google birçok servisinin arayüzünde değişiklikler yaptı.  Bunun ilk işaretini perşembe günü Gmail’in arayüzündeki ufak değişiklikle birlikte görmüştük.

Ancak değişim sadece görsel olarak değil başka önemli değişiklikler de var. Google, Google+ adında yeni bir servisi başlatarak sosyal medyadaki üçüncü denemesini hayata geçirdi. Google+ daha birkaç günlük bir servis olmasına rağmen yoğun ilgi görüyor. Daha önce Google Buzz ve Google Wave ile istediği başarıyı yakalayamayan Google, bu sefer dersini fazlasıyla iyi çalışmış.

Öncelikle arayüz olarak başarılı bir çalışma yapılmış. Facebook, Twitter ve Friendfeed gibi sosyal ağların kullandığı arayüz şablonu Google+’da aynen devam ettiriliyor. Bu konuda kullanıcı alışkanlıklarına önem verilmiş.

Facebook’taki Friends, Twitter’daki Followers, Friendfeed’deki Subscribers yapılarının yerini Google+’da Circles dolduruyor. Türkçe’ye de “Çevrelerim” olarak olarak çevirilebilir.

Çeviriden bahsederken, Google bu konudaki avantajını kullanmış ve site ilk gününden itibaren Türkçe dahil pekçok önemli dile çevrilmiş olarak geliyor.

Arkadaş çevresine gelince önemli ve gözden kaçan bir başka nokta daha var. O da şu ki, Google+’da popüler olmanın yolu başkalarını takip etmekten değil, takip edilmekten geçiyor. Bu da Google+’ı diğer sosyal ağlara göre ön plana çıkardı.

Önemli özelliklerden biri de Google Talk servisinin entegre olarak gelmesi. Facebook Chat’e karşı Google’ın elindeki hazır kartlardan birini oynadı bu noktada.

Önemli olarak belirtilen özelliklerden biri de Video Sohbet özelliği ki, istediğiniz an sohbete başla diyerek 10 kişiye kadar video sohbet yapabiliyorsunuz. Bu noktada Facebook önemli bir darbe aldı ancak Facebook’un gelecek hafta bu konuda lansman yapması bekleniyor. Microsoft’un Skype’yi satın almasıyla beraber beklentiler Facebook – Skype destekli bir servisi gelişeceği yönünde.

Google ise önümüzdeki günleri diğer servisleri ile entegrasyona devam edebilir. Önemli eksiklerden biri de API. Şu anda Google+’daki içerikleri diğer ağlara yaymak mümkün değil. Google, API’nın yolda olduğunu söylüyor. API’den sonra Google+’ın gerçek işlevini daha rahat görebiliriz.

Google, her ne kadar browser içinde kalmak istese de, iPhone uygulaması gibi ortamlara da giriş yapacak. iPhone kullanıcıları da yakın bir zaman sonra Google+ uygulamasını kullanmaya başlayacaklar.

Google, Google+ hamlesi ile belki de Facebook lehine olan dengeleri kendine doğru çekebilir.

Google Arayüzü Yenilendi

Yeni Google Arama Arayüzü

Google, arama sayfası arayüzünde bugüne kadar ki en köklü değişikliklerden birini gerçekleştirdi.

Google, yeni arayüzle ilgili olarak daha temiz bir sayfa hedeflediğini açıkladı.

Google yeni arayüzde üç noktayı hedeflediklerini söylüyor: esneklik, az efor ve odaklanma. Odaklama, daha sonuçların daha iyi görünebilmesi için sayfadaki karışıklığı kaldırmayı hedefliyor.

Elastiklik hedefi ise sayfanın büyük ya da küçük ekrana göre otomatik adapte olabilmesini, düşük efor ise HTML5 kullanımı ile WebGL teknolojilerinin kullanımıyla güç ve sadeliği bir araya getirmeyi hedefliyor.

Google’ın Les Paul Doodle’ı

Google son zamanlarda ilginç doodle’lar yaparak ulaştıkları noktayı gözler önüne seriyor. Genellikle CSS3, HTML5 gibi öncü teknolojilerin uygulamalarını sunan Google, bugünkü Les Paul Doodle’ı ile de HTML5 ve Canvas teknolojileriyle ilgili güzel bir çalışma sunmuş oldu.

İsterseniz lafı fazla uzatmadan nasıl bir doodle’dan bahsediyorduk hemen izleyelim:

İlk başta basit bir flash animasyonuymuş gibi görünse de dikkatlice baktığımızda sadece mp3 dosyalarının çalışması amacıyla küçük bir swf dosyası olduğunu görüyoruz . Bu videoda gördüğünüz her bir öğe sprite adı verilen bir tek dosyada bulunuyor. Doodle çalıştığında ihtiyaç duyduğu bölümleri sprite dosyasından kopyalayıp ekrana yerleştiriyor.

Kopyalama ve yerleştirme işlemi javascript kütüphanesi ile yapılırken, çizim işlemi ise HTML 5’in yeniliklerinden canvas öğesi içinde yapılıyor. Yine Javascript marifetiyle öğelerin yani bu doodle’a göre tellere tıkladığımızda bir javascript event handler’ı çalışıyor ve titreşmiş tel animasyonunu oynatıyor. Aynı zamanda Flash’ın javascript callback özelliği sayesinde oraya ilgili notanın çalınması emri gönderiliyor.

Bu konudaki ekstra bilgileri Google Blog’undan alabilirsiniz:

http://googleblog.blogspot.com/2011/06/doodle-for-instrumental-inventor.html