En Büyük 100B Siteden Kaçı WordPress Kullanıyor?

213İnfografiği görüntülemek için tıklayınız.

Açık kaynak kodlu içerik yönetim sistemi pazarında üç büyükler olarak ifade edebileceğimiz oyuncular WordPress, Joomla ve Drupal.

Üç yazılımın da pek çok farklı sitelerde uygulamasının yapıldığını görebiliyoruz. Peki ilk 100.000 sitede durum nedir diye düşünen güvenlik uzmanları araştırma yapmışlar ve şu sonuçlara ulaşmışlar:

CMS’lerin Savaşı

Piyasanın üç önemli içerik yönetim sistemi WordPress, Joomla ve Drupal’i karşılaştırdığımızda, ilk 100B* sitenin %11.2’sinin WordPress’i tercih ettiğini görüyoruz. Joomla %2.6 ile ikinci, Drupal ise %1.9 ile üçüncü sırada yer alıyor.

WordPress kullanıcı bakımından oldukça büyük bir fark atmış durumda.

WordPress Kullanıcıları Hangi Sunucu Ortamını Kullanıyor?

WordPress, PHP ve MySQL ile hazırlamış bir sistem olunca, haliyle de bu ikilinin en iyi çalıştığı Linux ortamında tercih ediliyor. WordPress kurulumlarının %98‘e yakın** bir oranı gibi büyük bir oranı Linux ortamında barındırılıyor.

En çok kullanılan sunucu ise %74.6 ile Apache. Yani WordPress sitelerinin 4/3’ü LAMP platformunu kullanıyor. Apache’yi ise 16.6% ile nginx takip ediyor.

Hangi Hosting Firması?

Yine ilk 100B site içindeki 11,000 WordPress’in 2,000 civarı Softlayer’da barındırılıyor. Softlayer’ı 500 site ile Mediatemple, 400 site ile GoDaddy ve 250 site ile Rackspace takip ediyorlar.

WordPress Kullanan ilk 20 Site Kimler?

Araştırmayı yapanlar ilk 100B siteyi incelerken ilk 20 WordPress sitesinin de listesini çıkarmışlar:

  1. WordPress.com – Ücretsiz WordPress Blogları Açılabilen Site
  2. clicksor.com – Online Reklam Ağı
  3. mashable.com – Sosyal Medya Haberleri
  4. techcrunch.com – Teknoloji Magazin
  5. tribalfusion.com – Online Reklam Ağı
  6. matomymedia.com – Online Reklam Ağı
  7. informer.com  – Bilgisayar Yazılımları Hakkında Rehber
  8. glispa.com – Reklam Ajansı
  9. smashingmagazine.com – Web Geliştirme Magazin
  10. tutsplus.com – Web Geliştirme Magazin
  11. wired.com – Teknoloji Magazin
  12. xda-developers.com – Mobil Uygulamalar Üzerine Magazin
  13. dyn.com – Dinamik DNS Servisi
  14. zendesk.com – Müşteri Hizmetleri Yazılımı (Tanıtım Sitesi)
  15. seriesyonkis.com – TV Dizileri Üzerine Site
  16. webhostingtalk.com – Hosting Hizmetleriyle ilgili Site
  17. perezhilton.com – Ünlülerle ilgili Dedikoduları Yayınlayan Bir  Magazin (Bizim televole, uçankuş türü bir site)
  18. newyork.cbslocal.com – CBS Kanalı New York Portalı
  19. searchengineland.com – Arama Motoru Optimizasyonu ile İlgili
  20. sitepoint.com – Web Geliştirme Magazin

Bana kalırsa listede sitenin trafiğinin WordPress kaynaklı olmadığı siteler bulunmakta. İlk göze çarpanlar online reklam ajansları ki, bunların kurumsal siteleri WordPress olmasına karşın, trafiklerinin meydana gelmesini sağlayan unsurlar aynı alan adı altından çalıştırdıkları reklam sunucuları.

WordPress Güvenli mi?

Araştırmayı yapan firma güvenlik odaklı bir firma olmasından dolayı, dikkat çektikleri bir diğer nokta ise WordPress kurulumlarının güvenliği oldu.

2004’ten beri yapılan incelemelere göre ilk üç yıllık periyod içinde WordPress çekirdeğine en çok güvenlik yamasının 2004-2007 arası yapıldığını görmekteyiz. 2007’den itibaren ise önemli bir azalma olduğunu görebiliyoruz.

Hiç bir yazılımın hele tüm kodları meydanda olan bir yazılımın güvenlik tehlikesinin yüksek olması beklense de son birkaç yıldır WordPress’in çok az miktarda güvenlik yamasına maruz kaldığı görülüyor.

Ancak eklentiler için aynı durum sözkonusu değil. Pekçok hazır WordPress eklentisi popüler olduklarında yoğun bir saldırıya maruz kalıyorlar.

Bu yüzden özellikle ücretsiz eklentiler tercih edilirken eklentilerin güvenli olduğuna emin olunmalı ve mümkün olduğunca az eklenti kullanılmalı.

Sonuç Olarak?

Netice itibariyle WordPress’in genel olarak büyük fark attığını görebiliyoruz. Ancak bu sayının ne kadarının WordPress’i CMS olarak kullandığı konusunda net bir sonuç ortada yok.

CMS için hangisi sorusunun cevabı en azından bu infografikte saklı değil ancak, en yaygın tema, eklenti ve bununla beraber iş olanağının da WordPress’te saklı olduğunu görmek için mümkün.

* 100B, 100.000 sayısının kısaltması olarak kullanılmıştır.
** Apache, Windows platformunda da çalıştığı için Linux ve Windows sunucu üzerindeki WordPress kurulumu sayısına dair net bir bilgi bulunmamaktadır. 

Site Sahipleri Açısından WordPress

90’lardan bu yana web sitesi sektöründe çok büyük gelişmeler yaşandı.

Sabit, içeriği kolay değiştirilemeyen, değiştirilse bile altyapı olarak bir süre sonra geri kalan web siteleri gördük.

Bir firmanın onlarca kez web sitesini baştan yaptırdığını, her seferinde farklı firmalarla çalışabildiğini, her seferinde siteler arasında verilerin aktarılamadığını ya da bunun için bile apayrı bir süreç olduğunu beraberinde de tüm bu işlemlerin maliyet ve zamana mal olduğunu gördük.

Yazılım teknolojisi geliştikçe yaptırdığımız sitelerin yönetim panelleri siteleri yönetemez oldu. Geliştiricilerden isteklerimiz çoğu zaman karşlanamadı.

Çoğu zaman da gerekli bütçeyi ayıramadığımızdan sitelerimiz istediğimiz noktalara ulaşamadı.

Günümüzde Web 2.0 denilen trend sayesinde sabit, içeriği değişmeyen web siteleri yerini sürekli olarak içerik değişikliğinin yapıldığı, günlük hatta saatler bazında değiştirilen sitelere yerini bıraktılar. Bu kapsamda birçok websitesi temel üyelik, içerik girişi gibi işlemlerin haricinde pek çok spesifik işlemi yapan, birçok platform ile entegre olan (Facebook, Twitter, Google vb.) kompleks sistemler haline geldiler.

Site sahipleri olarak bu isteklerimiz karşılığında büyük bütçeler ve zamanlarla bize geri dönüldü.

Son zamanlarda WordPress adındaki CMS yani İçerik Yönetim Sistemi ile pekçok proje hayata geçti. Pek çok yazılımcı ve tasarımcı artık WordPress Geliştiricisi ve WordPress Tasarımcısı ünvanları ile dolaşmaya başladı. Peki neden?

Zamandan Kazanç: Pek çok websitesi farklı amaçlara hizmet etse de temelde altyapıda yapılan işlerin büyük bir bölümü benzer çözümlerle yapılabilmektedir.

En basit olarak düşünürsek, bir portalınız varsa hangi sektöre ait olursa olsun bu portala haberler girersiniz, köşe yazılarınız olur, üyelik sisteminiz olur. Gerekirse yazıları sadece üyelere göstermeniz gerekebilir. Bunun içinde üyelerden abonelik ücreti talep edebilirsiniz.

İşte bu ve bunun gibi pekçok formatı için gerekli yazılım altyapısı WordPress içinde mevcut.

Ya da yazdığınız her yazının sosyal medyaya otomatik olarak yayılmasını, arama motorlarında biran önce yer almasını, sitenizin arama motoru uyumlu olmasını istiyorsunuz. WordPress tüm bu istekleri zaten içinde barındırıyor. Çoğu isteğiniz için uygun bir wordpress eklentisi, teması yapılmış olarak var. Uzun ve maliyetli bir geliştirme süreci yerine hazır sistemler üzerinden gidilerek istediğiniz sistem oluşturulabiliniyor.

Tabii ki istekler sınırsız, buna paralel olarak da istediğiniz özellik için uygun bir çözüm bulamayabilirsiniz. Bu noktada WordPress’e hakim bir WordPress Geliştiricisi size uygun çözümü oluşturacaktır.

Yine bir örnekle pekiştirelim. Tamamen size özgün bir altyapıyla websitesi yaptırdınız. Bu sitede yayınladığınız içeriklerin otomatik olarak Twitter hesabınıza da gönderilmesini istediniz. Bunun için Twitter’ın karmaşık altyapsına hakim bir yazılımcının belki günlerce zaman harcayarak bu işlemi yaptırabiliyorsunuz. Bu da site sahibine bir maliyet oluşturuyor.

Oysa ki aynı yazılımcı WordPress’teki bir site için uygun eklentiyi çok da uzun olmayan bir araştırma sonucu bulabilir ve sitenize entegre edebilirdi. Olur ya eklenti tam olarak birebir isteğinize yanıt vermez, bu durumda eklentiyi kolayca analiz edebilir ve sıfırdan Twitter’a uygun bir eklenti geliştirmeden, çok daha kısa bir sürede çok daha düşük bir bütçe ile çalışmayı tamamlayabilirdi.

Peki ya Güvenlik?

WordPress ve diğer açık kaynaklı CMS’lerin en büyük ortak problemi tüm kodlarının herkese açık olması nedeniyle, kötü niyetli kişilerin bu yazılımların kodlarını satır satır taraması ve açıkları bulmasıdır.

Bu nedenle açık kaynaklı sistemlerde sağlıklı bir güncelleme altyapısı gereklidir ve kullandığınız sistem güncelleme yapılmaya uygun olmalıdır. En önemlisi de siteniz için geliştirilmiş çözümlerin her güncellemede silinmemesi de gereklidir.

İşte WordPress mimarisinin getirdiği avantajlar sayesinde tüm bu problemlere cevap verebilmektedir. Periyodik olarak bakımı ve yedeklemesi yapılan bir WordPress her projede kullanılabilir. Kaldı ki WordPress’in kalabalık kullanıcı listesi duyulan güvenin de işaretçisidir.

Geliştirici ve Tasarım Bağımlılığı

Pek çok web sitesi başka bir firma tarafından ele alınırken yeni baştan yazılmaktadır. Örneğin standart bir üyelik kısmı için günlerle ifade edilebilecek sürede iş yeniden yapılması gerekecek, ve bunun maliyeti de müşteriye yansıtılacaktır.

Oysa WordPress üzerinde geliştirilmiş bir web sitenizi, işinin ehli herhangi WordPress Geliştiricisi ve/veya WordPress Tasarımcısına emanet ederek kısa sürede değişiklikleri gözlemleyebilirsiniz.

Aynı şekilde tasarımda yaptığınız değişiklikler tüm siteniz üzerinde anında uygulanır. Yıllarca önceki içerikleriniz bile güncel tasarım içinde sunulabilir.

Spesifik İsteklere Harcanacak Süre

Çoğu zaman temel problem bütçe ve zamandır. Projeniz için ayırdığınız bütçe ve zamanda esneklik yapılamamaktadır. Projenizdeki istekleriniz de buna paralel olarak kısılamamaktadır.

Bu noktada isteklerinizi gerçekleştirmek için harcanacak sürenin kısatılması yolu ile tüm istekleriniz karşılanabilir hale getirilebilir.

Örneklersek bir proje için 10x saatlik bir bütçeniz var diyelim. Bu 10x saatlik süre içinde de haberlerinizin girilmesi, üyelik sistemi, bu üyelerin belli haberleri okuyabilmesi, bu haberlere sadece üyelerin yorum yapabilmesi, basit bir galeri sistemi gibi özellikler istediğinizi düşünelim.

Herhangi bir sistemde bu süre zarfı belki de isteklerinizi çalışabilir hale getirmeye tam olarak yettiğini düşünelim.

WordPress ile çalışılıyorsa sorun yok, bu özellikleri karşılayan eklentiler kullanılarak gerekli geliştirme süreci tamamlanabilir. Zaten çoğu isteğinizi daha önce birileri istedi ve birileri de yaptı.

Buradaki esas süreç daha önce yapılmış bu sistemin tam olarak sizin istekleriniz doğrultusunda çalışması. Bu süreç bile sistemin sıfırdan yapılmasından daha kısa bir sürede tamamlanabilir. Zor gözüken pekçok süreç kısa sürede çözümlenebilir.

Hatta arta kalan sürelerde yeni özellik geliştirmelerine vakit ayırabilirsiniz.

Sonuç: WordPress blog olarak gözüksede tam özellikli ve kolay kullanılabilir bir içerik yönetim sistemi. İhtiyacınız olan pekçok özelliği daha ilk kurulduğu anda size sunuyor. Güncellemeler ve geniş geliştirici topluluğu size sürekli güncel bir altyapı kullanmanıza olanak sağlıyor. Böylece küçük güncellemeler ve eklemelerle kesintisiz, uzun soluklu, diğer sistemlerle entegre bir siteniz oluyor.

Böylece yaptırdığınız sitenin başarıya ulaşma olasılığı daha fazla artıyor. Harcadığınız paranın geri dönüşünü daha yüksek seviyelere çekerek riski azaltıyorsunuz. Herhangi bir kişiye bağlı kalmıyorsunuz.

Açık kaynak kodlu olduğu için barındırma (hosting) olarak açık kaynak kodlu sistemleri kullanma imkanınız var. Bu da sizi binlerce dolarlık lisans masrafından kurtarıyor. Bir hosting firmasından hizmet alıyorsanız ise hosting maliyetiniz daha düşük olabiliyor.

Yeni bir teknoloji çıktığında buna entegrasyonu diğer rakiplerinize göre çok daha hızlı yapabiliyorsunuz.

WordPress’i yönetmek de pek çok sisteme göre basit. Yeni bir teknoloji çıktığında buna adapte olmak çok zor değil. Böylece sürekli olarak güncel teknolojiyi, büyük yatırımlara girmeden takip edebiliyorsunuz.

Tasarım beklentileriniz çok yüksek değilse ücretli ve ücretsiz birçok tasarım mevcut. Kaldı ki ücretli tasarımlar içinde de çok kaliteli ve size hitap edebilecek bir tasarım bulunabiliyor.

Özetle uzun vadeli, kolay kolay değiştirmek istemeyeceğiniz bir site yatırım için WordPress biçilmiş kaftan.

Tasarımcılar İçin WordPress

90’larda web sitesi yapmak/yaptırmak çok kolay değildi. Site açmak için çok emek gerekiyordu. Üstelik yapılan sitenin sürekli güncellenmesi bile başlı başına bir dertti.

Blogger blog devrimini başlatarak herkesin kolayca site açabileceğini göstermişti.

WordPress, Joomla ve Drupal gibi CMS’ler işi daha ileri noktaya taşıdı. Tamamen ücretsiz platformlar üzerinde yapılabilecek işleri geliştirdiler.

Artık her sitedeki temel işlemleri geliştirmek için harcanan süreler, başka alanlara kaydı ve böylece eskisinden çok daha fazla işlevi olan, başka platformlarla haberleşebilen sistemler hayatımıza girdi.

Hatta öyle ki pek çok web tasarımcısı, kartvizitine wordpress tasarımcısı yazmaya başladı. Gerçekten de WordPress çoğu zaman yazılım bilgisi olmadan web tasarımı yapmaya olanak sağlıyordu.

Daha önce Yazılımcılar açısından baktığımız WordPress’e bugün de tasarımcı gözüyle bakacağız.

Ücretsiz Hazır Temalar: Projedeki beklentiler çok yüksek değilse bir WordPress kurulumu üzerindeki basit ücretsiz temalarla çözüm üretmek mümkün olabiliyor. Gerektiğinde hazır tema üzerinden düzenlemelere gidilebiliyor.

Ücretli Hazır Temalar: Projede daha üst bir tasarım beklentisi ya da özgün bir çalışma isteniyorsa, WordPress teması geliştirip satan pek çok internet sitesi mevcut.

Tema Geliştirip Satmak: WordPress tasarımcısı olarak mutlaka bir web projesi içinde yer alıp kazanmanız gerekmiyor. Hali hazırda wordpress teması satan bir siteye yaptığınız tasarımları gösterip, bu sitelerin ziyaretçilerine tasarımlarınızı satabilmeniz mümkün. Hem de tüm dünyaya!

Alt Tema Özelliği: WordPress herhangi bir temanın özelliklerini birebir kopyalayan alt tema özelliğini destekliyor. Örneğin A temasının birebir aynısı olsun ama post sayfası şöyle olsun diye bir isteğiniz var. Bunun için geliştirdiğiniz temayı A temasının alt teması olarak göstermeniz yetiyor.

Bundan sonra WordPress’e değişen dosyaları alt temanızda belirtmeniz gerekiyor. Değişiklik olmayan sayfalar için WordPress otomatik olarak A temasından gerekli kısmı gösterebiliyor.

Kolay Anlaşılabilirlik: WordPress, kod ve tasarımı olabildiğinde birbirinden ayırmış şekilde geliyor. Birkaç saatlik temel programlama dersi almış bir tasarımcı bile tema içinde neyin ne olduğunu rahatlıkla görebiliyor.

Tasarım Değişikliğinde Kolaylık: Kolay anlaşılabilirlik başlığı altında da belirttiğimiz üzere, kod ve tasarım birbirinden ayrı olduğu ve temel işlevler sabit kaldığı için bir tasarımdan diğerine geçmek ya da var olan üzerinde değişiklik yapmak çok daha kolay.

Yazılımcı Olmadan da Olur: Daha önce belirttiğimiz gibi çok geniş özellikli bir projeden bahsetmiyorsak, proejeyi tasarımcı olarak tamamlayabiliyorsunuz. Olur da halledemediğiniz bir nokta olursa da WordPress Geliştiricisi bulmak mümkün. WordPress genel bir sistem olduğu için geliştiriciyi projenin belli noktalarında kullanabiliyorsunuz.

WordPress’in geniş eklenti havuzu sayesinde pek çok temel işlevi kod yazdırmadan halledebilmeniz mümkün.

Sonuç: Yazılımda olduğu gibi tasarımcı olarak da WordPress zamandan kazandırabiliyor. Tasarıma istediğiniz anda ve ölçüde müdahele olanağınız bulunuyor. Bir miktar temel programlama bilgisi ile bir tema içinde ne işlem yapıldığı konusunda fikir sahibi olabiliyorsunuz.

Küçük ya da düşük bütçeli projelerde hazır temalar ve eklentiler kullanarak hızlıca çözüme gitmeniz mümkün.

Müşteri ile birebir irtibat içinde olmayı sevmiyorsanız, kendi tasarım anlayışınıza uygun temalar hazırlayıp bu temaları satarak kazanç elde etmeniz mümkün.

Farklı İşletmeler İçin Web Sitesi Önerileri

Bu yazıyı;

işletme sahibiyim web sitesi yaptırmak istiyorum ama ne yaptırmam gerekiyor en ufak bir fikrim bile yok

diyen işletmeler için hazırladık. Bu kapsama girmiyorsanız yazımız site hitap etmiyor olabilir.

Çoğu işletme sahibi internet sitesi sahibi olması gerektiğini farketse de ne istediğini bilemiyor. Firmalar,  hazır web sitesi paketi olarak satılan yazılımlara yüzlerce lira veriyorlar. Kimi firmalar da ek bir hizmet olarak bu ürünü verip, yüzlerce liralık masraftan kurtararak ana gelir kaynağı olarak verdikleri hizmeti bedavaya gelmiş gibi gösteriyorlar.

Sonuç olarak bu yazılımların ne olduğunu çözemeyip kenara koyuyorlar.

Oysa ki bu yazılımların yapabildiklerinden çok daha fazlasını sunabilecek sistemler mevcut. Üstelik yazılım için bir ücret ödemiyorsunuz.

Unutmayalım ki web projelerinin %80’i doğru adımlar atılmadığı için tam kapasitesine ulaşamıyor hatta kısa sürede kapanıyor. Doğru bir fikir ve bu fikre uygun bir yazılım seçmek, bu yazılıma uygun da bir geliştirici ile anlaşmak %20’lik kesime dahil olmak için önemli.

Bugünkü yazıda belirttiğimiz WordPress yazılımı da aşağıda belirteceğimiz iş fikirleri üzerine kurgulanabiliyor.

Restoran İşletiyorum, Web Sitesi Yaptırmak İstiyorum ama Nereden Başlayabilirim?

Çoğu restoran sahibi web sitesi yaptırmak için geldiğinde elinde menüsünden başka bir içerik olmadan gelmemektedir. Çok az restoranın ziyaretçilere ilginç gelebilecek bir kuruluş öyküsü bulunmaktadır.

Örneğin yakın bir zaman önce New York’ta işletilen bir pizza restoranı sahibi sadece menüsü ile kapımızı çaldı.

Bir WordPress yazılımı kurarak işe başladık. Facebook, Twitter, Youtube, LinkedIn gibi sosyal ağlarda üyelik açarak firma adını da koruyamaya almış olduk. Aynı zamanda firma da müşterilerine kampanyalarını bu ağlar aracılığı ile ulaştırma imkanına kavuştu.

WordPress üzerinde menülerini kendisinin güncelleyebileceği bir eklenti satın alındı ve kuruldu. İşletme böylece düşük bir maliyetle ve hızlıca ürünlerini/fiyatlarını sürekli olarak güncelleyebileceği, bu menülerinin arama motorları tarafından hızlıca farkedilebileceği bir yapıya kavuşmuş oldu.

Böylece işletmenin sitesi arama motorundan da ziyaretçi gelebilir hale getirildi.

Site, yine WordPress’in bir özelliği sayesinde tüm ziyaretçi raporlarını Google’ın Analytics adındaki web sitesi performansını takip eden yazılımıyla takip edebilir hale geldi. Üstelik tek bir ekrandan.

Site Twitter ile entegre edildi. Site sahibi yine aynı ekrandan Twitter ve Facebook sayfasında kampanyalarını anında paylaşabilir hale getirildi. Ayrıca sitenin Google Haritaları gibi servislerle entegre edilmesi mümkün oluyor.

WordPress ile Yapılabilecekler

Arama Motorundan Ulaşabilir Bir Site

Özellikle yeni bir işletmeyseniz yeni müşterilere ulaşmanız için en önemli araçlardan biri web siteniz olacaktır. İşletmenizin profesyonel olarak çekilmiş çekici fotoğraflarıyla süslü, menünüzü yayınlayabileceğiniz, özel kampanyalarınızı yayınlayabileceğiniz ve sosyal ağlarla entegre bir web siteniz olmalıdır. Tüm bu isteklere ise WordPress hızlıca cevap verebilmektedir.

Müşteri Veritabanı

Müşterilerinizin e-posta, telefon numaraları, eve sipariş sisteminiz varsa adresleri, hatta belki de önceki siparişleri size yol gösterebilecektir. Bu konuda WordPress’in üyelik sistemleri fazlasıyla işinizi görecek, ileride geliştirmek isteyebileceğiniz online sipariş gibi sistemlere de engel olmayacak kadar önü açık bir sisteme sahip olabileceksiniz.

Telefon ve İnternetten Sipariş

Örneğin ileride müşterilerinize üye numarası verip internetten ya da telefondan sipariş alabilirsiniz. “325 numaraya iki tane orta boy pizza” diye sipariş verilebildiğin düşünün. Müşteri için sizi tercih etmesi için bir sebep daha!

Müşteri Görüşleri

Hizmetinizde müşteri memnuniyeti sizin için önemliyse, sitenize üye olan müşterilerinizin site aracılığı ile size yorum bırakmalarını sağlayabilirsiniz. Üstelik bu yorumları üyelik istemeden ya da üyeliği şart koşarak isteyebilirsiniz. Ayrıca bu görüşleri değerlendirmeye alıp istediklerinizi sitenizden yayınlamanız da mümkün.

Adres Tarifi

Sitenize kolaylıklar Google haritaları entegre edebilirsiniz. Google Haritaların marifeti sayesinde müşteri bulunduğu yerden işletmenize nasıl gelebileceği konusunda yol tarifi alabilir.

Bilinçlendirme Çalışmaları

WordPress sayesinde yapabileceğiniz bir çalışma da müşterilerinize verdiğiniz hizmetle alakalı ya da yakın olabilecek konularda bilgilendirme çalışmaları yapabilirsiniz. Ayrıca bu bilgilendirme çalışmaları sosyal ağlarda yayılabilir, ya da arama motorlarından o konuyla ilgili yeni müşterileri yakalamanıza yardımcı olabilir.

Örneğin son zamanlardaki ithal et konusuyla ilgili olarak, neden İthal et geldiğini, işletmenizin bu konudaki görüşünü, et alırken ne gibi kriterlere dikkat ettiğinizi anlatan bir yazıyı WordPress üzerinden kolayca yayınlayabilir, bu yazının arama motorlarında görünürlüğünü sağlayabilir, yazıyı otomatik olarak Twitter hesabınızda ve Facebook sayfanızda yayınlanmasını sağlayabilirdiniz. Hatta WordPress’in otomatik olarak yazınıza ekleyeceği Facebook Beğen butonu, Twitter’da Paylaş butonu ya da e-posta ile gönder butonları gibi butonlarla müşterilerinizin sizin içeriklerinizi paylaşmasını sağlayabilirsiniz.

Çok Şubeli İşletmeler

İşletmeniz çok şubeli bir yapıdaysa şu ana kadar yazdıklarımızın önemi daha da artıyor demektir. Ya da tek bir şube ile işletmenizi büyüttünüz – belki de WordPress’in katkılarıyla – ve çok şubeli bir yapıya geçiyorsunuz.

Artık şubelerinizle de iletişim içinde olmalısınız. Yapmanız gereken şube yöneticileri için özel bir üye grubu yapıp, bu gruba özel duyurular yazmaya başlamak. Hatta siz gönderdiğinizde otomatik olarak şubelere e-posta belki de SMS ile haber bile gönderilebilir.

Sayfanızda tüm şubelerinizi listelemeniz lazım. Belki de her şube için ayrı kampanyalar yapıyorsunuz.

Tasarım Değişiklikleri

Diyelim ki işletmenizin kurumsal kimliğini değiştirdiniz, ya da zaman içinde hizmetiniz farklılaştı ve tasarım artık size hitap etmiyor. Ve ya basitçe tasarımınızı beğenmiyorsunuz.

Çoğu zaman sitenizdeki içerikler yeni tasarıma geçmenizle beraber yok olur. Sanki geçmişinizi inkar edercesine. Bu çok sık yapılan büyük bir hatadır. Arama motorları uzun zaman yayınlanan sitelere, içeriklere yenilere göre çok daha önem verirler.

Oysa WordPress üzerinde yapılan tasarım değişikliği sonucu eski içerikleriniz de yeni tasarımınıza adapte olmuş şekilde yayınlanır. Böylece sitenizin geçmişi de korunmuş olur. Üstelik eski içerikleriniz de olası bir tasarım değişikliğinde yeni bir sayfaymış gibi algılanabilir ve arama motorları tarafından çok daha yukarılara taşınabilir.

İşte bu durumlarda da WordPress, diğer sistemlere göre üstünlük sağlamaktadır.

Sonuç:

İlk başta tercih ettiğiniz yazılım sizi yarı yolda bırakmadı. İşletmeniz büyüdükçe ihtiyaç duyduğunuz yeni özellikleri düşük maliyetle hızlıca ekleyebildiniz.

İşte tüm bu senaryolar ve geliştirilebilecek başka senaryolarda web sitenizi bir kez yaptırdınız ve küçük dokunuşlar, küçük yatırımlarla en büyük faydayı aldınız. Tebrikler!

Yazılımcılar için Neden WordPress

Bugün bir projede kullanmak için CMS önerisi istenmişti. Hazırladığım cevabı biraz daha geliştirip blogda da yayınlayım dedim.

İşten anlayan arkadaşlar “şıp” diye anlamışlardır zaten, şu an içinde bulunduğumuz websitesi de WordPress kullanıyor. Teknik olarak da bir sitenin WordPress olduğunu anlayabilmek için birkaç karakteristik özelliğine bakmak yetiyor. Tabi doğru bir analiz için hem yazılımcı, hem tasarımcı hem de site sahibi tarafından bakmak en doğrusu olacaktır.

Bugünkü yazımda yazılımcılar açısından konuyu değerlendiriyorum. Önümüzdeki günlerde diğer bakış açılarından da bakarak WordPress’i masaya yatıracağız.

Yazılımcılar için Neden WordPress?

WordPress’in en önemli avantajlarından biri sürekli bir geliştirme sürecinin olması.

Güncellemeler: Nasıl kullandığımız tarayıcı sürekli olarak güncellemeler çıkarıyor ve bizden bunu kurmamız talep ediliyorsa (pek tabii ki Firefox, Chrome, Opera ve Safari’den bahsediyoruz) aynı şekilde WordPress de yeni güncellemesi olduğunu ve bunu kurmamız gerektiğini yönetim paneli içerisinden bildiriyor. Her yazılımda olabileceği gibi güvenlik açıkları varsa bunu hızlıca kapatabiliyor, yeni teknolojilere adaptasyonu ise hızlandırıyor.

Yazılımcı Dostu: WordPress ilk bakışta bir blog sistemi olarak gözükse de tüm olmazsa olmazları içinde barındıran bir CMS yani içerik yönetim sistemi. İrili ufaklı birçok web projesi için kullanılabiliyor. Üstelik yazılım tekniği olarak en üst seviyeye çıkmış bir yazılım. Resmi sloganını hakedecek bir altyapısı bulunuyor.

Code is Poetry – Kod Şiirdir

WordPress’in çalışma mekanizması, yazdığımız herhangi bir eklenti yazılım herhangi bir işlemi yaptığı ana müdahele edebiliyor. Örnekle açıklarsak, WordPress’e bir yazı eklediğinizde bunu twitter’ıma da otomatik olarak gönder gibi bir işlevi WordPress’e atayabiliyorsunuz.

Zamandan Kazanç: WordPress özelliklerine sahip bir CMS hazırlamak için gereken süreyi gelin hemen hesaplayalım. Günde 500 satır temiz, hatasız kod yazdığımızı düşünelim. WordPress’in 100.000 satır koda sahip olduğunu düşünürsek, WordPress’i baştan yazmak için gerekecek süre: 200 gün eder. Tabi bu 500 satır kodu yazmadan önce yazılımın fikir ve algoritma olarak hazır olması gerektiğini düşünelim. Yazılım için gereken sürenin birkaç misli de bu hazırlık sürecine gidecektir. Ortaya çıkacak sistem de WordPress’e ne kadar rekabet eder orası da meçhul. WordPress’in 2003’ten beri geliştirildiğini ve aktif olarak 10-15 civarı yazılımcının projede çalıştığını unutmayalım. Ayrıca WordPress’in eklentileri , topluluğu gibi avantajlardan da uzak kalacaksınız.

Tabi bu arada bütün internet standartlarını eksiksiz olarak anlatabilecek düzeyde bilginiz olduğunu ve sistemi de tüm bu standartları gözeterek hazırladığınızı de dikkate alıyoruz.

Eklentiler: WordPress, geniş bir yazılımcı kitlesine hitap ettiğinden dolayı pek çok yazılımcı her gün onlarca yeni eklentiyi WordPress’e sunuyor. Bu eklentileri kurmak ve kaldırmak ise çok kolay. WordPress paneli içinden arama, kurma, iptal etme, ve eklentiyi kaldırma gibi temel işlemler yapılabiliyor. Çoğu eklentiyi kurmadan önce detaylı olarak ne yaptığını öğrenip, ekranda ne gibi değişiklikler yaptığını görsel olarak görebiliyor, diğer WordPress kullanıcılarının verdiği oy ve yorumları görebiliyorsunuz.

Geliştirmeye Açık: Her zaman her istediğimizi WordPress eklentileri ile karşılayamıyoruz pek tabii ki. Ancak PHP’ye şöyle böyle hakim ve WordPress dökümanlarını biraz karıştırmış biriyseniz, kendi istediğiniz işlemi yapan eklentiyi geliştirmeniz mümkün. Bu noktada WordPress altyapısı gereği yapılamayacak işlem yok gibi. Olur da WordPress’in -henüz- yapamadığı bir işlem varsa, WordPress geliştiricileri sizi dinlemeyi bekliyor.

Tekrar Kullanılabilirlik: Yazılan eklentileri ve tasarımları pek çok farklı projede kullanabilirsiniz. Böylece her site için panel yazmanıza gerek kalmaz, üyelik ve aktivasyon için bir sistem geliştirmeniz gerekmez.

Evrensel: Çoğu proje ile geliştiricisi arasında bir bağ vardır. A firmasının geliştirdiği bir sistemi B firması devralmak istemez, genellikle ya B firması –  haklı ya da haksız olsun farketmez – sistemi olduğu gibi değiştirir. Netice olarak da müşteriye bir maliyet çıkar. Ya da müşteri A firmasıyla çalışmak için her imkanı kullanır.

WordPress’te bu sorun eklenti düzeyine indirgendiği için böyle bir değişiklik olacaksa bile eklentiler düzeyinde yapılabilir.

Ayrıca ileride yeni bir sisteme geçmek için özel bir neden ortaya çıkarsa, örneğin WordPress bir şekilde dağılır, bunun yerine yeni bir sistem öne çıkarsa mutlaka birileri WordPress’ten o yeni sisteme geçiş için bir yazılım hazırlayacaktır. Kaldı ki nasıl Facebook, Google kendi alanlarında bir dev haline gelmişse, CMS alanında da WordPress önemli bir noktaya gelmiştir.

Sonuç

Özetle WordPress yazılımcılar açısından pek çok kazanımı olmakla beraber en öne çıkanı zaman kazandırması. Daha önce başka birisinin geliştirdiği bir kod parçasını alıp kendinize uyarlayabiliyorsunuz. Bir kez geliştirdiğiniz eklentiyi pek çok projede kullanabiliyorsunuz.

Elinizde çok geniş bir yapılabilecekler listesi oluyor. Tasarımdan anlamasanız bile hazır tasarımlardan birini seçip üzerinde geliştirme yapabiliyorsunuz.

Gerektiğinde çok büyük değişiklikler yapmadan yeni bir tasarıma geçiş yapabiliyorsunuz.

Kesin kurallara bağlı bir sistem olduğu için başka birinin geliştirdiği bir WordPress sitesini devraldığınızda nereden başlayacağınızı bilebiliyorsunuz.

Ayrıca PHP geliştiriciliğinden öte bir noktada WordPress geliştiricisi arayan pek çok firma ya da pek çok web projesi bulunuyor.