VPN Kullanırken Dikkatli Olun

Twitter'da Two Factor Authentication Açıkken

Twitter’da Two Factor Authentication Açıkken

Uzun bir süredir yasaklar gündemde düşmüştü ama malum seçim vs. gelirken yine yasaklamalar gündeme geldi oturdu. Herkes kendine göre çözümler üretmeye çalışıyor. Bunlardan biri de VPN kullanmak.

VPN temel olarak sizle VPN sağlayıcısı arasında şifreli bir tünel kuruyor ve tünel dışarıdan takip edilemiyor. Takip olmayınca hangi siteye girdiğiniz de tespit edilemediğinden otomatik olarak yasakları aşmış oluyorsunuz. Fakat bu noktada size VPN sağlayan firma çok önemli bir noktada.

Eğer VPN sağlayan firma da kötü niyetli ise verileriniz takip edilebilir, kişisel hesaplarınızı kaybedebilirsiniz.

Özellikle Twitter, Facebook, Google vb. siteleri kullanıyorsanız iki aşamalı güvenlik özelliğini açmalısınız. Bu ek güvenlik önlemi açıldığında hesabınıza erişmek için şifrenin yanı sıra SMS olarak gelecek geçici şifreyi de girmeniz gerekiyor. Tanıdık geldi değil mi? Evet bankalara girdiğiniz sistemin aynısı.

Facebook için yapılacaklar:

1. https://www.facebook.com/settings?tab=mobile adresinden hesabınızı telefon numaranız ile eşleştirin.

Ek olarak aşağıdaki adresten de 2FA özelliğini açabilirsiniz:

2. https://www.facebook.com/settings?tab=security&section=code_generator

Twitter için yapılacaklar:

1. https://twitter.com/settings/security adresinden SMS gönderimini açın.

Google için yapılacaklar:

1. https://myaccount.google.com/ adresine giriş yaparak 2FA Authentication kısmına girerek korumayı açın.

Bu sistemleri aktive ederken mutlaka size test SMS’i gönderilecek ve SMS’teki şifrenin girilmesi istenecektir. Bu SMS gelmeden aktivasyon işlemi de olmayacaktır.

SMS haricinde telefona kuracağınız şifre oluşturma yazılımı ile de giriş yapabilirsiniz. Akıllı telefon kullanıcıları aşağıdaki programları tercih edebilirler.

Bu programlara sitelerinizi tanıtmak için ilgili siteler bir defalık şifre ya da QR kod oluşturacaktır. Bu kodu girdiğinizde ya da QR kodu telefona tarattığınızda otomatik olarak listeye eklenecek ve çalışmaya başlayacaktır.

Son olarak uygulama oluşan şifreyi siteye geri girmeniz istenecektir. Böylece sistemin çalıştığı da sınanmış olacaktır.

Google Authenticator – Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.google.android.apps.authenticator2

Google Authenticator – iOS : https://itunes.apple.com/us/app/google-authenticator/id388497605?mt=8

Authy – Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.authy.authy

Authy – iOS : https://itunes.apple.com/us/app/authy/id494168017?mt=8

Sonuç

SMS ve 2FA güvenlik önlemleri aslında sadece VPN kullanırken değil, her zaman kullanılmasında fayda olan servisler. Bu servisler sayesinde şifreniz üçüncü kişilerin eline geçse dahi telefonunuz size olduğu müddetçe hesaplarınız hakkında içiniz rahat olur.

Alan Adlarındaki Durum (Status) Kodları Ne Anlama Gelir?

Alan adlarının whois kayıtlarında bir alan adının kime ait olduğu ve diğer anahtar bilgileri görebiliyoruz. Her alan adının en azından bir durum kodu bulunuyor. WHOIS kayıtlarında bu bilgi Status başlığı altında gözükmektedir.

Durum yani status kodları alan adının neden çalışmadığını tespit etmek konusunda önemli bilgiler vermektedirler. Bu bilgiler alan adının yetkisiz bir transfere kapalı olmasından, alan adının düşme periyoduna girip girmediği gibi çeşitli bilgileri barındırabilir.

Alan adı durum kodları kayıt otoritesi (registry)nin kullandığı protokole göre iki farklı formatta transfer durumu sözkonusu olabilir. Genellikle kullanılan iki adet protokol vardır:

  • >Registry Registrar Protocol (RRP) – Otorite-Yazman Protokolü
  • Extensible Provisioning Protocol (EPP) – Genişletilebilir Koşul Protokolü

RRP Durum Kodları

NSI/Verisign tarafından geliştirilen Otorite – Yazman Protokolü (RRP)’de toplam sekiz adet durum kodu ya da değeri bulunmaktadır. .COM ve .NET kayıt otoriteleri ile bazı ülke kodlu üst seviye alan adları (ccTLD) ler bu yapıyı kullanmaktadırlar.

.BIZ ve .INFO gibi daha yeni uzantılar ise EPP’yi tercih etmektedirler.

RRP’deki alan adı durumları şunlardır:

ACTIVE (Aktif)

  1. Kayıt otoritesinin verdiği bir değerdir.
  2. Aktif alan adları yazman tarafından düzenlenebilir ve yenilenebilir.
  3. Alan adı zone kayıtlarında yer alır bu alan adının çalışabilir durumda olduğunu göstermektedir.
  4. En yoğun görülen durum budur.

REGISTRY-LOCK (Otorite Tarafından Kilitli) 

  1. Kayıt otoritesinin verdiği bir değerdir.
  2. Alan adı yazman tarafından düzenlemez ya da silinemez. Bu işlemlerin yapılabilmesi için otoritenin kilidi kaldırması gerekir.
  3. Buna karşın alan adı yenilenebilir.
  4. Alan adı zone kayıtlarında yer alır bu alan adının çalışabilir durumda olduğunu göstermektedir.

REGISTRAR-HOLD (Yazman Tarafından Kilitli)

  1. Kaydı gerçekleştiren yazman tarafından verilen bir değerdir.
  2. Alan adı düzenlemez, transfer edilemez ya da silinemez. Bu işlemlerin yapılabilmesi için yazmanın kilidi kaldırması gerekir
  3. Buna karşın alan adı yenilenebilir.
  4. Alan adı zona eklenmez bu durumda alan adı çalışmaz
  5. Çok karşılaşılmayan bir durum olmakla birlikte alan adı silinmek için işaretlendiğinde ya da alan adı yasal bir uyuşmazlık durumunda olduğunda kullanılır.

Kurtarma Servisi Durumları

Alan adları bir anda silinmezler. Her uzantının kendi belirlediği zaman dilimleri içinde silinme durumu gerçekleşir. Alan adı zamanında yenilenmemesi durumunda Redemption period yani kurtarma dönemi adı verilen döneme girerler. Bu kurtarma döneminde alan adının sahibi alan adını yenileyip kullanmaya devam edebilir. Kurtarma periyodunda üç çeşit status hatası alınmaktadır:

Redemptionperiod: Türkçe karşılığı kurtarma dönemidir. Kayıt otoritesinin alan adını sildiğini ve geçiş sürecinden sonra alan adının tekrar kayıt edilebileceğini ifade eder. .COM için bu süre 30 gündür. Sadece alan adı kaydedildikten sonra takip eden beş gün içinde silinme talebi gelirse alan adı kurtarma dönemine girmeden direkt olarak silinir. Kurtarma periyodu için her uzantıda farklı süre ve ücretlendirme vardır. Alan adı kurtarma işlemi için kayıt otoritesi ve dolayısıyla yazman genellikle ek ücret talep etmektedir. Bu ücret ortalama olarak alan adının yıllık ücretinin 10 katı olabilmektedir. Bu sebeple Redemption period’a düşmeden önce alan adının yenilenmesi gereklidir. 

Pendingrestore: Kayıt otoritesi yazmandan alan adının kurtarılmasına yönelik bir talepte bulunduysa alan adı bu duruma geçiş yapar. Bu aşamada alan adı zone kayıtlarına girer. Bu aşamada kayıt otoritesi yazmandan alan adı bilgilerinin güncellenmesini talep etmektedir. Bu bilgilerin güncellenmemesi durumunda kurtarma talebi düşer ve alan adı tekrar kurtarma talebi dönemine geri döner. Alan adının tekrar aktif konuma dönebilmesi yazmanın kayıt otoritesine alan adı bilgilerini sunmasıyla mümkündür. Bu işlemin .COM için 7 gün içerisinde yapılması gereklidir.

Pendingdelete: Alan adı silinme sırasına girer. Redemption period içinde yenilenmeyen alan adları bu duruma geçerler. Bu noktada alan adının yazman tarafından yenilenebilme imkanı yoktur. Alan adı zone kayıtlarından çıkartılır. .Com için 5 gün sonunda alan adı kayıt edilebilir duruma döner ve bu dönemin sonunda ilk talep eden alan adını kaydedebilir.

Extensible Provisioning Protocol (EPP) – Genişletilebilir Koşul Protokolü

.ORG, .BIZ, .INFO ve .NAME kayıt otoriteleri başta olmak üzere yeni nesil kayıt otoritelerinin hemen hepsinde var olan EPP protokolü kayıt otoritesi – yazman bağlanıtlarında bir nevi defakto standart bağlantı protokolü haline gelmiştir. EPP kullanan kayıt otoritelerinde yukarıda anlattığımız RRP durum kodları daha açıklayıcı şekilde yeniden dizayn edilmiştir.

EPP kullanan otoritelerde alan adının normal durumu OK ya da ACTIVE şeklindedir. Alan adı üzerindeki bekleyen işlemler ve kısıtlamalar ise ek durum kodları ile ifade edilmektedir.

Aşağıdaki tabloda EPP kodları ve karşılığı olan RRP kodları yazılmıştır.

EPP Kayıt Otoritesi Durum Kodu RRP Karşılığı Olan Durum Kodu
OK Durum Kodu: ACTIVE
INACTIVE Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: INACTIVE
Durum Kodu: TRANSFER PROHIBITED / CLIENT TRANSFER PROHIBITED
Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: TRANSFER PROHIBITED / CLIENT TRANSFER PROHIBITED Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: CLIENT RENEW PROHIBITED Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: PENDING TRANSFER Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: PENDING UPDATE Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: PENDING RENEW Durum Kodu: ACTIVE
Durum Kodu: PENDING DELETE Durum Kodu: PENDINGDELETE
Durum Kodu: HOLD / SERVER HOLD Durum Kodu: REGISTRY-HOLD
Durum Kodu: CLIENT HOLD Durum Kodu: REGISTRAR-HOLD
Durum Kodu: DELETE PROHIBITED / SERVER DELETE PROHIBITED
Durum Kodu: UPDATE PROHIBITED / SERVER UPDATE PROHIBITED
Durum Kodu: TRANSFER PROHIBITED / SERVER TRANSFER PROHIBITED
Durum Kodu: RENEW PROHIBITED / SERVER RENEW PROHIBITED
Durum Kodu: REGISTRY-LOCK
Durum Kodu: LOCK / SERVER LOCK Durum Kodu: REGISTRY-LOCK
Durum Kodu: CLIENT DELETE PROHIBITED
Durum Kodu: CLIENT UPDATE PROHIBITED
Durum Kodu: CLIENT TRANSFER PROHIBITED
Durum Kodu: REGISTRAR-LOCK
Durum Kodu: CLIENT LOCK Durum Kodu: REGISTRAR-LOCK
Durum Kodu: REDEMPTION PERIOD Durum Kodu: REDEMPTIONPERIOD
Durum Kodu: PENDING RESTORE Durum Kodu: PENDINGRESTORE

Apple Neden Diğerlerinden Farklı?

Apple WWDC 2014 2 Haziran'da Başlıyor Apple WWDC 2014 2 Haziran’da Başlıyor[/caption]

Tüm Apple dünyası 2 Haziran’da gerçekleşecek WWDC’ye kilitlendi. Yine Apple’cıları için adeta Eurovision kıvamında geçecek bir gece bekliyor. Peki bu Apple neyi doğru yapıyor da gerek Google, gerek Microsoft gerekse de Samsung gibi rakipleri bu kadar sükse yapamıyor?

Donanım Kraldır

İnternette son yılların sloganı Content is the King yani İçerik kraldır. Apple içerik konusunda da tabii ki kral. Bu konuda Google da iyi elbette. Ancak Apple ile Google’ın kulvarları zaman zaman çakışsa da aynı değildir. Google’ın tüm amacı dünya üzerindeki her türlü datayı işleyebilmek. Evet biraz 1984 ütopyasını çağrıştırıyor gibi.

Konumuza dönersek, Apple’ın yaptığı en önemli iş donanıma uygun yazılım geliştirmek değil, yazılıma uygun donanım geliştirmektir. Apple’ın kullandığı cihazlar temelde aynı kökten gelmektedir. Böylece donanım-yazılım uyumu için minimum efor sarfederek ayrıntılara vakit ayırabilmektedir.

En büyük rakiplerinin Samsung (Donanım) ve Microsoft(Yazılım) olduğu düşünülürse Apple’ın ne olduğu görülebilir. Apple yukarıda bahsettiğim bu avantajı işin her iki tarafında da durarak daha da pekiştirmiştir.

Örnek vermek gerekirse aynı kökten gelen Linux tabanlı sistemlere bakalım. Linux dağıtımlarından en popüleri olan Ubuntu’nun geliştirme süresinin %45’inin yeni donanımlara uyum için harcandığı düşünülürse Apple’ın avantajının ne kadar fazla olduğu açıktır.

Microsoft ve Google da Donanıma El Attı

Motorola MPX 200, Microsoft işletim sistemi ile ülkemizde akım yaratmıştı.

Motorola MPX 200, Microsoft işletim sistemi ile ülkemizde akım yaratmıştı.

Rakipleri bu duruma daha yeni uyanabilmiştir? İlk akıllı telefon işletim sistemini yapan Microsoft – Palm ve MPX 200 ya da kısaca Microsoft CE diyelim siz anlayın – Apple’ın ortaya çıkmasıyla tabiri yerindeyse çok yanlış geldiğini görüp işletim sisteminini çöpe atmıştır. Microsoft daha geçen sene Nokia’yı alarak donanıma el atabildi. Ancak müzmin loser Microsoft’un gidip bir diğer loser’ı alarak ne kadar başarılı olabileceği ayrı konu: Microsoft Windows 8 ile Deplasmana Çıkıyor

Yukarıdaki yazımda da belirttiğim üzere Microsoft’un ekmeğini almak isteyen rakipleri her zaman başarılı olmuşlar. İnternet tarayıcı pazarını tek başına domine eden Microsoft’un şimdi geldiği durumu düşünmeniz yeterli.

Bu durumda 15-20 yıl geriden olan Microsoft’un Apple’ın nasıl yakalacağı tam bir Zeno Paradoksu haline dönüşüyor. Tabi onun da gerçekleşebilmesi için Microsoft’un tavşan, Apple’ın da kaplumbağa performansı vermesi gerekiyor.

Öte yandan Google da Android’in Android olduğu dördüncü sürümü öncesi Motorola’yı alması da Google’a önemli deneyimler kattı. Ama kafası bağda değil üzümde yani veride olan Google, Motorola’yı sadece donanımı daha iyi anlamak üzere aldı. İçinden alacağı know-how’ı alıp kalan posayı Çinlilere sattı.

Sonuç

Sonuç olarak Apple’ın piyasada halen olduğu yerde devam edeceği ortada. Microsoft daha yolun başında.

Kuşkusuz Google Apple’a en yakın rakip. Yazılım olarak bakarsak kusurları olsa da Apple’ı yakaladıklarını söyleyebiliriz. Fakat donanım uyumluluğu konusunda Apple’ın avantajına sahip olmadığı için Google tam olarak Apple’ı yakalayamıyor. Ama Google’ın umrunda değil. Google’ın derdi Apple olmaktan çok telefondaki verileriniz ile ilgili. Yeni bir Android telefon kurarken onayladığınız sözleşmeye bir göz atmanız yeterli. iPhone’u çok işe yaramasa da belki iCloud hesabına bağlamadan da kullanabilirsiniz. Ancak bir Android’i Google hesabıyla bağlamadığınız sürece 155’i bile aramanız mümkün değil!

Son olarak da Samsung’dan bahsedelim biraz. Samsung, Apple’ı donanım olarak taklit ederek işe başladı. Evet, ilk tabletleri iPad’e o kadar benziyordu ki ABD’de satışı yasaklandı. Apple’ı fason olarak üreten Samsung, üretim proseslerini kullanarak donanım olarak Apple’ı yakaladı ama yazılım konusundaki handikap Samsung için de geçerli. Ancak bu durum fazla uzun sürmeyebilir. Son zamanlarda kendi işletim sistemine geçeceği yönünde haberler artmaya başladı. Intel ile birlikte geliştirdikleri Tizen ile Apple’a rakip çıkmayı arzuluyor. Samsung, gelecekte Tizen ile iyi bir atak yapıp Apple’ı yakalayabilir. Bu noktada Google’dan daha fazla şansları var gibi gözüküyor ama işin sonunda Dimyat’a pirince giderken elindeki bulgurdan da olmak var.

İnternet Yasaklarında Adres Engelleme Dönemi Başladı

youtube-engellemesi9 Ocak 2014’de Türk İnternet Dünyası’nda devrim oldu diyebiliriz. Bugüne kadar yüzlerce sitenin yasaklandığını takip ediyorduk. YouTube, Blogspot, Vimeo gibi pek çok site çeşitli sebeplerden ötürü mahkeme kararıyla kapatılıyordu.

Önceki yasaklamalardan edindiğimiz bilgiye göre yasaklanacak içerik önce içerik sağlayıcıya bildirilip çıkarılması isteniyordu. Bildirilebilecek bir makam yoksa da siteye erişim tamamen engelleniyordu. Çoğu kez yetkili birime ulaşılamadığı için de engelleme yürürlüğe konuyordu. Bu tip engellemeler alan adlarının ip adreslere dönüştürüldüğü DNS sistemleri üzerinde ya da sitenin IP adresine erişim tamamen kesiliyordu.

DNS bazlı bir engelleme aslında oldukça basit bir engelleme tekniği. Çoğu kullanıcının bilgisayarları hizmet aldıkları ISP’nin DNS sistemlerini kullandığından engelleme ISP’nin hali hazırdaki DNS sunucusundan yapılıyor ve kullanıcı gerçek site yerine engelleme mesajının yer aldığı sayfaya yönlendiriliyordu. Bu durumda engellenen site farklı bir DNS sunucusu kullanan kullanıcı tarafından görüntülenebiliyordu.

IP engellemesinde ise sitenin çalıştığı IP adres(ler)i engellendiği için erişim tamamen engellenmiş oluyordu. IP engellemesi ağ sistemlerinin çalışma prensibi gereği yönlendirici adı verilen cihazlar üzerinde kolaylıkla yapılabilen bir işlemdi.

Ancak YouTube’a son yapılan engellemede YouTube’un tamamının değil sadece bir sayfasının engellendiğini gördük. Bu tip engellemenin yapılabilmesi için daha karmaşık bir işlem gerekiyor. Bunu anlatabilmek için bir sayfaya erişmek istediğimizde neler olduğuna bakmak lazım.

Tarayıcınıza websitesinin adresi girildiğinde, tarayıcı yazılımınız internet hattınızdan ornek.com adresini açmak istediğinize ait bir bilgi gönderir. Bunu bir zarf gibi düşünebiliriz. Bu zarf üzerinde karşı tarafın ve sizin tarafın bilgileri bulunur. İşte adres bazlı engelleme de bu zarfın içeriği taranarak yapılıyor. Eğer zarfın içinde ornek.com/engellenen_adres gibi adres geçiyorsa bu isteğiniz karşı tarafa iletilmediği için web sitesi yanıt veremiyor:

Screen Shot 2014-01-10 at 9.05.14 AM

Bu işlem tüm siteyi engellemediği için başta daha iyi gibi gözükse de, tüm veri iletişiminizin filtreden geçtiğini gösteriyor. Bugün sadece bir web adresi filtrelenirken, yarın bir web sitesi üzerinden gönderdiğiniz mesajlar ya da görüntülediğiniz sayfanın içeriği de kelimelere bakılarak filtrelenebilir.

Ancak tüm bu veri trafiğini incelemek ise ciddi bir altyapı gerektiriyor. Ek olarak HTTPS üzerinden çalışan sitelerde zarf adresleri açık olsa da zarfın içeriğindeki bilgiler ( örn. gönderdiğiniz mesajlar ) şifreli olduğu için filtreler tarafından algılanması mümkün değil. Fakat bu bilgiler de ulaşılamaz değil, şifre kırma yazılımlarıyla saatler/günler hatta yıllar süren uğraşlarla da bu bilgilere erişim teknik olarak mümkün.

Yandex’in Navigasyon Çözümü Yandex Navigator Türkiye’de

Özellikle İstanbul trafiğinin içinden çıkılmaz bir hale geldiği bu günlerde Yandex, Türkiye yatırımlarının beklenen bir diğer hamlesi olan navigasyon çözümü Yandex Navigator’ü ücretsiz olarak kullanıma sundu.

Android ve iOS platformalarına yönelik yayınlanan navigasyon yazılımı Yandex’in harita, panorama ve trafik datalarından elde ettiği bilgiyi daha pratik bir şekilde kullanıma sunuyor.

Bu uygulama ile birlikte faha önce Yandex harita uygulamasındaki yol tarifi algoritması Yandex Navigator’da da kullanılmış olarak gözüküyor.

yandex-navi-trafik-yogunluguna-gore-rota-oneriyor

Yandex Navi Trafik Yoğunluğuna Göre Rota Öneriyor

Yandex Navigator’un bir diğer özelliği ise yine haritalarda kullandığı trafik yoğunluğu verilerinin uygulamaya aktarılması. Böylece başta belirttiğimiz üzere planlanan güzergah üzerinde trafik yoğunuluğu oluştuğunda Navigator size daha uygun bir yol tarifi sunabiliyor.

Trafiğin olmadığı alternatif rotaları kullanmak size zaman kazandırdığı gibi trafikteki diğer araçlara yer kaldığından trafiğin rahatlamasına da yardımcı olmasından dolayı sosyal bir fayda da sağlıyor. Eldeki mevcut yol stoğu daha etkin kullanılabiliyor.

Diğer yandan navigator ve maps uygulamaları ile trafiğin durumunu kontrol edip trafiğin nispeten rahatladığı saatlerde trafiğe çıkma kararı almanız mümkün.

Piyasada satılan harici navigasyon cihazlarında trafik verisi olmadığı için bu imkandan yararlanmanız mümkün değil. Fiyatları diğer cihazlara göre pahalı olan bazı navigasyon cihazları yine telefonunuzun hattını kullanarak trafik verilerine ulaşabiliyorlar.

Yalnız piyasada satılan bu cihazların fiyatları hem 300-400 TL dolaylarında hem de güncelleme yapılıp yapılmayacağı belirsiz. Bu cihazlara bu parayı verip birkaç sene sonra çöpe atmanız olası. Bunun yerine telefon ve/veya tablet bilgisayarınıza navigasyon özelliği olan bir yazılım yüklemeniz daha mantıklı.

Cihazınızda GPS ve 3G bağlantınız varsa bu tür sistemlerden rahatlıkla faydalanabiliyorsunuz. Üstelik birkaç eklemeyle cihazınızı yol bilgisayarı haline de getirebilirsiniz.

Ben uzun bir süredir yine bir Rus firması olan Navitel’i kullanıyorum. Navitel de Yandex gibi trafik yoğunluğunu gösterebiliyor. Navitel’in uygulaması ile ilgili başka bir yazıda detayları aktaracağım. Şimdilik Navitel ile Yandex arasında gördüğüm farklılıkları belirterek devam edeceğim.

Android platformunda denediğim Yandex’in uygulaması oldukça hızlı çalışıyor. Zaten Maps uygulamaları ve Maps içindeki Panorama özelliği de çok yüksek performansta çalışmaktaydı.

yandexle-olimpiyat

Yandex’le Atatürk Olimpiyat Stadı’na…

İlk bakışta standart navigasyon işleri için Yandex oldukça yeterli gözüküyor. Navigasyon sistemlerinde bir diğer önemli nokta da düzgün ve mantıklı rota tespiti. Hatırlarsanız Apple kendi harita sistemine geçtiğinde haritaya güvenen kullanıcılar oldukça mağdur oldular. Keza geçmişte Google Maps’in Türkiye’de henüz tamamlanmamış yolda 20-25 km topraktan gitmemizi zorlamışlığını da yaşamışlığım vardır. Bu noktada Yandex haritalar oldukça yeterli tutarlılıkta yol tarifleri sunmaktaydı aynı algoritmaları navigasyonda da kullandıklarına göre çok büyük sıkıntı yaşatmayacaktır.

Henüz yol testi yapamadım ancak birkaç gün içinde yol testi sonuçlarını ve izlenimlerimi de burada paylaşacağım.

Son olarak Yandex Navi’ye navi.yandex.com.tr adresinden Google Play ya da Apple Store‘dan indirebilirsiniz. QR readerınız varsa yandaki QR kodunu da kullanabilirsiniz.